Ana Sayfa Keçecilik Ürünlerimiz İlçemiz Tire Sipariş & İletişim


"KEÇECİLİK" GENEL DEĞERLENDİRME

    Sanayileşme süreci içindeki toplumumuzda geleneksel el sanatlarımızdan birisi olan keçecilik sanatı da eski önemini ve özgünlüğünü kaybetmektedir.

     Anadolu'da keçe üretimi yapan merkezlerdeki keçe esnafının sayısı günlük yaşamda keçenin kullanıldığı alanların çeşitlerinin düne göre azalması ( keçe kullanılan yerlerde sanayileşmenin getirmiş olduğu başka başka ürünlerin kullanılması ) bu gerçeği doğrulamaktadır. Bununla beraber sanayide keçenin kullanım alanı da giderek artmaktadır.

     İstanbul'da bütün sanat dallarının bulunduğu 1783 yılında keçeci esnafı keçeyi kendilerine tahsil edilen At pazarı ve Yenibahçe'deki birer hamamda işlerle ve işledikleri keçeyi miri ( devletin verdiği) fiyat üzerinden Cebehane , Mehterhane, Buzhane ve Tersane'ye satarlardı. At pazarında yirmi, Yenibahçe'de on kadar dükkan vardı. Bugün ise bir tekine bile rastlamak mümkün değildir.

     Konya'da Selçuklular devrinde çok yaygın olan keçecilik 1930'da 90, 1944'de 60 tane dükkan da yapılmakta idi. 1929 doğumlu olan ve dokuz yaşında mesleğe başlayan Hacı Nuh Naci ( Sapcıoğlu ) Usta'ya göre 1950-1955 yıllarında 125 keçe dükkanı varken , 1960'da bu sayı 10'a düşmüştür. 1982' de ise ancak 9 dükkan bulunmaktadır.

     Afyon'daki keçeci ustalarından Şükrü Kocataş ise şöyle demektedir: "19 yy sonlarında , Yeni Cami'den Turunç Hanına dek sayıları yaklaşık 150 olan keçeci dükkanları ile dolu olduğunu ustalarımızdan dinlerdik." 1920'li yıllarda 50 keçeci esnafı vardı. 1933 yılında ise esnaf cemiyetine 12 keçeci kayıtlıydı. 1966 yılında 20-25 keçeci esnafı bulunmaktaydı. 1982'de ise 24 keçeci dükkanı çalışmaktaydı.

     Balıkesir'de keçeciliği bırakmış Mustafa Tepmeci 1936'da Keçeciler Arastası denilen yerde 20-22 keçeci dükkanı olduğunu keçeci esnafından Enver Ve Ali Deliklitaş usta 1978'de 50-60 esnafın çalıştığını  yine Balıkesir keçecilerinden Fuat Dedeoğlu 1981 yılında 40 atölyenin bulunduğunu söylemektedir. Ancak 1982'de 30 atölye ile 7-8 usta evlerinde çalışmaktadırlar.

     Bigadiç'te 1950 yıllarında 9-10 dükkan çalışırken 1981 yılında 3 dükkan çalışmış ancak her yerde eksilmeye karşın burada 1982'de dükkan sayısı 4'e çıkmıştır.

     Manisa'da şerri mahkeme sicillerinde 66 no lu vesikadan 1735 (hicri 1148) yılında keçeci cemaatinin 50 kişi olduğunu öğreniyoruz. 65 yıllık keçe ustası Hasan Hüseyin Erdinç 1940'da 18 adet 1955'de 15-16, 1980'de 2,  1982 de ise bir dükkan kaldığını söylemiştir.

     Maraş'ta keçeci ustalarından Durdu Karacalı eskiden bu çarşıda 12-13 esnafın olduğunu, 1982'lerde ise 5 tane kaldığını söylemekte.

     Sandıklı'da 1944 yılında 10 keçeci atölyesi çalışırken , 1982'de bir keçeci imalat yapmakta, bir keçecide Afyon'da keçe yaptırıp satmaktadır.

     Turgutlu'da 1928'de 3 keçeci dükkanı vardı, 1945'de 2 keçeci dükkanı daha açılarak , 1950 yılına kadar 5 keçeci dükkanı çalıştı, 1960'da ustalardan birinin ölümü ile 4'de düşen keçeci dükkanı 1965'de ölen iki ustanın dükkanlarının kapanması ile ikiye düştü. 1958'den 1961'e kadar evinde çalışan Haydar (Ceylancı) Ustanın 1967'de dükkan açması ile 3'e yükseldi. İki keçeci sustanın dükkanlarını kapatarak Serim Keçe Fabrikasını 1970 yılında kurdular. 1970 yılından 1982 yılına kadar bir fabrika ile bir keçeci dükkanı çalışmaktadır.

     İlçemiz Tire'de 1972'de 15 keçeci esnafı vardı. 1982'de ise 13 keçeci esnafı çalışmakta idi. Bugün ise 4 keçe atölyesi çalışmaktadır.

     Ödemiş'te 1920'de 6 adet keçeci vardı. 1960'lı yıllarda 10 kadar esnaf çalışıyordu. 1982 yılında ise 5 keçeci dükkanı çalışmaktaydı.

     Bergama'da 1920'li yıllarda 20 keçeci dükkanı , 1935'de 16 dükkan , 1982'de ise 3 dükkan ile evlerinde çalışan 3-4 usta bulunmaktaydı.

     Soma'da 1981 yılına kadar iki keçeci esnafı çalışmaktaydı. 1981 yılında bir tanesi atıcılığa yönelerek tarak makinesi var pamukçuluk yapmaya başladı. Böylece 1982 yılında çalışan keçeci sayısı bire düştü.

     Akhisar'da 1950'de 11 adet keçeci dükkanı çalışıyorken 1982 yılında bu sayı 2 ye düşmüştü. , iki ustada ortak bir dükkanda mevsimlik çalışmaktaydı.

     Yukarıda verilen sayılardan anlaşılacağı üzere giderek azalan ve kaybolmaya yüz tutan keçecilik sanatı motif açısından son derece zengindir. Aynı üretim merkezlerinde iki ayrı usta genelde ortak karakterli keçe motifleri yapmasına karşın ayrıntılarda tamamen farklılık gösterir. Hiçbir usta diğer bir ustanın nakışını dökmez. , içinden geldiğince bağımsız bezeme yapar. Ancak giderek motifler yerel özgünlüğünü yitirmektedir.

     Yüzyıllarca Anadolu'nun birçok yerleşim ünitelerinde ve göçerlerde yukarıda geçen denetim ve örgütlenmiş biçimde yapıla gelmiş olan keçecilik ve keçecilik sanatı , diğer sanat dallarında olduğu gibi devlet desteğinden , kooperatifleşmeden günümüzde yoksundur. Keçeci esnafına yardım ve desteğin olmaması sonucu , el sanatı niteliğinden giderek zanaata dönüştürülmekte , dahası toplumsal dayanışmadan uzak , gelenek ve göreneklerini terk etmiş , desteksiz dağınık olarak Anadolu'nun birkaç il ve ilçesinde günümüze dek gelebilmişlerdir. Ekonomik sıkıntı içinde olan keçeci esnafından günümüz ekonomik koşullarına uyum sağlayabilenler , şimdilik ayakta kalabilmekte , uyum sağlayamayanlar ise sanatlarını terk etmek zorunda kalmaktadırlar.

     İvedi olarak ilgili kurumlar aracılığı ile devlet desteğinin sağlanması , bu konuda bir meslek okulu açılarak özendirilmesi ve kalkınan Türkiye koşullarında döviz kazanımı için turistik eşya  biçiminde ihracatının yapılabilmesine dönük pazarlama araştırmaları ve çalışmaları yapılmalıdır.

     Günümüz Türkiye'sinde Türk İslam eserlerinin sergilendiği birçok etnografya müzelerinin olmasına karşın ihtisas müzelerinin olmaması nedeniyle giderek kaybolan el sanatı ürünleri değerlenememektedir. Biran önce ilgili kurumlarca tekstil konulu bir ihtisas müzesinin kurulması , bunun için keçe seksiyonunun oluşturulması gerekmektedir.

     Böylelikle kaybolan yada nitelik değiştirmekte olan özgün Ata sanatlarımızdan olan bir tanesi güvence altına alınmış olacaktır.

     Bu konuda görüşlerimi paylaşmak isterim:

     Tire'mizde biraz yukarıda taş evler var. Tire Belediyesi birkaç taş evi bize tahsis etse de , keçe sanatını yaşatmaya , daha geniş mekanlarda imkan sağlasa. Hani en azından tüm keçe ustaları , yaptığımız işleri orada sergileyebilsek . Daha derli toplu olsak. Belediyece ve ustalar olarak bütünleşip , bu sanatı, bundan 20-25 sene sonra yok olur görüntüsünden kurtarsak , daha bilinçli işler yapsak. Bu Allah'a emanet gidişatı değiştirsek hep beraber.

     Sonra, yabancılardan keçeye karşı çok büyük ilgi var. Birçoğu keçe hakkında bilgili ve deneyimli. Hatta bazıları sadece bu sebeple buraya geliyorlar, araştırıyorlar.Karşılıklı bilgi alışverişinde bulunuyoruz. Bazı renkli keçeleri nakışlık olarak kullanmamız için geçen yıl Fillandiya' dan gelen bayan turistler verdi. Kimyasal boyalar kullanarak çok canlı renkler elde etmişler. Keçeden profesyonelce yapılmış hediyelik eşya niteliğinde heykelcikler yapıyorlarmış. İsveç'ten gelenler , İsveç'te ayakla teperek yaptıklarını , olabildiğince geleneksel yöntemleri kullanmaya çalıştıklarını söylediler. Dünyanın her yerinden geliyorlar. Bizleri kameraya çekip , fotoğraflarımızı çekiyorlar. Ülkelerine döndüklerinde yolladıkları fotoğraflar sayesinde bir katalog bile oluştu. Her gelenle ayrı uygulamalar yapıyoruz. Nakışları onlar seçip onlar koyuyor biz keçe haline getiriyoruz. Çok özgün işler ortaya çıkıyor.

     Ben istiyorum ki keçeyi keşke biz onlar kadar sahiplensek. , araştırsak , gerekirse yazılı araştırmalar yayınlasak da dışarıdan gelen yabancı turistlere bu kadar çok imkan vermesek. Onlar kadar bizde ilgilensek. Mesela benim bir sergi projem var. Yapmış olduğum özgün işleri ciddi bir sanat galerisinde sergilemek istiyorum. Bu sanatın akıbeti bizim elimizde. Keşke idarecilerimizde bu sanata aynı hassaslıkla yaklaşsa da  , bu sanatı ticaretin ötesine taşıyabilsek...

 

Arif CÖN